Tarih- Sayfa 2

Fransa Krallığına Cem Sultan katkısı

Fransızlar, aslında pek de “Fransız” değillermiş. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, Osmanlı’ya ait çok sayıda hikâyeden, efsaneden, kerametten bahsetmiştir. Onlardan bir tanesinde, Osmanoğulları’yla Fransızların akrabalığı, Cem Sultan yerine başka birinin cesedinin Osmanlıya gönderilmesi ve Cem Sultan’ın Fransa Kralı olması anlatılır. İşte Seyahatname’de geçen o ilginç hikâye; Evliya Çelebi’nin anlattığına göre, Osmanoğulları’yla Fransızların akrabalıkları bulunmaktadır. Seyahatnamesinde, Fatih Sultan Mehmet’in Fransa kralının kızlarından biriyle evlendiğini ve Cem Sultan, Bayezid-ı Veli(II. Bayezid) ve şehzade Nureddin’in, Fatih’in bu hanımından doğduğunu yazmaktadır. O Fransız hatun, Fatih Sultan Mehmet’in türbesinin yanında gömülüdür. Hristiyan olarak öldüğü için türbede Kur’an okuyanlar ona sırtlarını dönerler. Cem Sultan ve II. Bayezid Cem Sultan,

Dalkavukluk zor zanaat! İşte Osmanlı’dan belgesi

Belge I. Mahmut (24. Osmanlı padişahı ve 103. İslam halifesidir 1696–1754 ) döneminden. Topkapı Sarayı arşivinde bulunan dilekçe, şu an Türkiye’de epey geçerli olan dalkavukluğun ne zor zanaat! olduğunu ortaya koyması açısından ilginç ipuçları verip, bugünün sarayında neler yaşandığına da sanki bir tür ayna tutuyor. Buyrun… Sultan I. Mahmud (Fransız Ressam Jean-Baptiste van Mour tarafından yapılan portresi). İşte o dilekçe: Devletli, iyiniyetli, merhametli efendim, Kimsesiz dalkavuk kullarınızın arzuhalidir. Her sene Ramazan-ı Şerif geldiğinde İstanbul’da, davetli, davetsiz iftarlara gideriz. Ulemánın, ricálin, devletin vesair büyüklerin, mevki sahiplerinin sofralarında çeşitli yemekler, türlü türlü reçeller, süzme aşûreler, tavuk göğüsleri. Elmaspáreler, helvalar, kaymaklı baklavalar, hoşaflar

Drakula Fatih’le kan kardeşti!

Ölümsüz vampir Kont Drakula, İrlandalı yazar Bram Stoker’ın kaleminden çıkarak yıllar önce sinemaya uyarlandı ve günümüze kadar pek çok sinema filminde konu edildi. Son zamanlarda vampir konulu romanlar ve filmler de oldukça revaçta. Yazarın Kont Dracula karakterini yaratırken, Türk tarih kitaplarında ‘Kazıklı Voyvoda’ olarak anılan ünlü Eflak Prensi Vlad Tepeş’ten esinlendiği biliniyor. Ancak Kazıklı Voyvoda, namı diğer Drakula ile Fatih Sultan Mehmet arasındaki kan kardeşliğine varan sıkı dostluk pek bilinmiyor. Şaşırdıysanız işte o her yerde okuyamayacağınız dostluğun hikayesi… Edirne Sarayı’nın merdivenlerinde iki çocuk yan yana oturmaktadır. Aynı yaşlarda olan Mehmet ve Vlad, oyun çağının tüm masumiyetini birlikte yaşamaktaydılar. Mehmet elindeki

Fatih Sultan Mehmet’in “biseksüel” yanı!!!

Evet, “22 yaşında İstanbul’u aldı” der övgüler düzeriz, ancak “biseksüel” yanını görmezden geliriz. Fatih Sultan Mehmet’in Avni mahlasıyla yazdığı şiirlerinden oluşan divanındaki 72 şiiirden 27’si “oğlan”lara methiyedir. Onlardan birisi şöyledir: Bağlamaz gören Firdevs’e gönlini Galata’yı gören (Galata’yı gören, gönlünü cennetin en gizemli bahçesine bile bağlamaz.) Servi anmaz anda ol servi dilarayı gören (Gönül güzeli bir sevgiliyi Galata’nın kendisinde gören, anmaz bir daha selvi boylu bir başka sevgiliyi.) Bir frengi şivelu İsa’yı gördüm anda kim (Galata’nın kimliğinde bir Hristiyan dilli İsa gördüm ki) Lebleri dirisidür diridi İsa’yı gören (Dudakları kutsal bir tapınak olur, İsa’nın insanlık dünyasını gören) Akl-ü fehmin din-ü imanın

Abdülmecid’in küçük kızların bekaretini alma (bikrini izale) huyu

Recep Tayyip Erdoğan’ın “kendime en yakın hissetiğim Padişah” olarak nitelendirdiği I. Abdülmecid’in (1826–1861, 31. Padişah, 110. Halife, 1839–1861 yılları arasında tahtta kalmıştır) çok küçük yaştaki kızların bekaretlerini bozmaktan çok zevk alıp, bu huyundan ancak iki kız çocuğunun ölümü üzerine vazgeçmiş. Gelin Süleyman Kani İrtem’in bu konuya ilişkin sözlerine kulak verelim: Abdülmecid, dokuz, on yaşındaki kızların bikrini izaleden (kızlığını bozmaktan) pek büyük zevk duyardı. Bu kızlardan biri bu yüzden vefat etti; fakat o yine bu iptilasından vaz geçmedi. Bu hadise ikinci bir defa tekerrür edince, zavallı bir kızcağız daha kendisinin bu behimi (hayvani) ihtirasına kurban gidince, Abdülmecid artık insaf etmiş, nefs-i

İşte içki içen Osmanlı padişahları (İlber Hoca’dan)

Tarihçi İlber Ortaylı, “Padişahların bir günü” başlığıyla kaleme aldığı yazısında Osmanlı padişahlarının alkol ve tütün tüketmelerini gündeme getirdi. Ortaylı bu soruların sürekli geldiğini belirterek, padişahların sosyal yönünü yazdı. Ortaylı Kafa Dergisindeki yazısında özetle şunları kaleme aldı: “Dördüncü Murat’ın kendisi hem içki içer hem de bazen afyon kullanırdı. Fakat bunların kamuda kullanılmasına asla izin vermez ve yasağa uymayanları son derece feci şekilde cezalandırırdı. (…) Dördüncü Murat’ın içtiği hatta içmediği zamanlar paranoyasının azdığı biliniyor. İkinci Abdülhamit veliahtken bazı içkileri ölçülü bir şekilde içer, kardeşi Vahdettin’e de ikram eder. Ama sonra keser. İkinci Beyazıt da öyle, gençken içmiş, sonra kesmiş tamamen. Fatih’in biraz

Osmanlı Sarayı’nda ve kültüründe oğlancılık (Karaman’daki tecavüzün şifreleri)

Karaman’da Ensar ve KAİMDER evlerinde bir öğretmenin küçük yaşta erkek çocuklara tecavüz ettiğinin ortaya çıkması, “oğlancılık” (pederasti) konusundaki tartışmaları da alevlendirdi. Bunlardan biri de Osmanlı’daki oğlancılık kültürü. İşte bu konudaki görüşlerden bazıları: Türk psikiyatrisinin kurucusu Ord. Prof. Mazhar Osman Usman (1884–1951) ın öğrencisi olan Prof. Dr. Ayhan Songar(1926–1997) cinsel patolojiyi incelerken, Osmanlı Saray Edebiyatı ve Divan şiirinden örnekler verir. Songar, Osmanlı Sarayındaki “içoğlanı” kurumunun sübyancılık ve oğlancılığın en somut örneklerinden biri olduğuna vurgu yapar. Songar’ın belirttiği üzere, Sarayın oğlan gereksinimini karşılamak üzere özellikle Sakız adasında edilgen eşcinseller yetiştirilirmiş. Oğlan çocuğunu bu iş için yetiştiren ve geçimlerini bu yolla sağlayan aileler,

Kanuni Sultan Süleyman’ın Türk düşmanlığı

AKP’nın “Osmanlı gazı”yla, dizilerle hakkında methiyeler düzülen Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566 yılları arasında hüküm süren 10’uncu Osmanlı padişahı, 89’unci İslam halifesi), Türk düşmanı çıktı. Nasıl mı? İşte kayıtlara geçen o düşmanlık: Dönemin Divan-ı Humayun katiplerinden Hafız Hamdi Çelebi, Padişah’aa sunduğu bir şiirinde şöyle demiştir: “Padişahım! Türk’ü öldür, baban olsa da. O iyilik madeni yüce Peygamber (Muhammed): “Türk’ü öldürünüz, kanı helaldir” demiştir.” Kanuni Sultan Süleyman’ın sevgili şairinin! mısralarını sık sık terennüm ettiği bilinmektedir.

Padişah karısı Serfiraz ‘ın metres hali!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine en yakın hissetiği Osmanlı Padişahı I. Abdülmecid’in (1826–1861, 31. Padişah, 1839–1861 yılları arasında tahtta kalmıştır. Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmıştır) karısı Serfiraz Sultan, lükse düşkünlüğünün yanında aynı zamanda bir Ermeni’nin metresi olarak da tarihe geçti. İşte Serfiraz Sultan’ın kırdığı cevizlerden birkaçı: Serfiraz Sultan, uzun boylu, ince belli, “baygın bakışlı”, Fettan mı fettan… Görünüşü ise “Masum bir ceren” misali… Ama Kadın efendinin durumu biraz farklı. Koskoca Osmanlı Devletinin padişahı Abdülmecit’in “meftun olduğu” aynı yastığa baş koyduğu eşi. Osmanlı tarihinin 1855 yılı mühim olayları yazılırken Serfiraz Sultanın başının altından çıkanlar baş sıraya geçmiş. Serfiraz hanım, II. Mahmut devrinde getirilen

“Fatih Hz. Muhammed’e inanmazdı!”

Başlıktaki sözler, bize değil Fatih Sultan Mehmet’in oğlu II. Beyazid’e ait. Osmanlı’nın en tutucu padişahlarından biri olan II. Beyazid, babasının yaptıklarını yıkmakla tanınıyor. Öyle ki, babasından aşırı derecede nefret eden II. Beyazid’in Fatih Sultan Mehmet’i zehirlettiği birçok tarihçi tarafından kabul ediliyor. Gelelim, Fatih Sultan Mehmet’in Hz. Muhammed’e inanmadığına ilişkin II. Beyazid’in sözlerine. Bu konudaki kaynak II. Beyazid’in sarayında uzun yıllar geçiren ve yaşadıklarını kitaplaştıran Venedikli Gian-Maria Angiolello… Angiolello, Beyazid’in babası Fatih Sultan Mehmet için “Babam, otoriterdi ve Hz. Muhammed’e inanmazdı” dediğini kaydediyor. Her ne kadar Fatih Sultan Mehmet’in Hz. Muhammed’e inanıp inanmadığı kesin olarak kanıtlanamasa da, bütün dinlere son derece