Mustafa Kemal Atatürk

Anıtkabir’de bindirilmiş kıtalardan “Recep Tayyip Erdoğan” sloganları

Devlet erkanı 30 Ağustos Zafer Bayramı için Anıtkabir’deydi. Kısıtlı sayıda ziyaretçinin girmesine izin verilen Anıtkabir’de, “bindirilmiş kıtalar” olduğu aşikar bir gruptan “Recep Tayyip Erdoğan” sloganları yükseldi. İşte o anlar: Pespayelik bir kez daha yazıldı Erdoğan ve bindirilmiş kıtalarının sicil defterine…

30 Ağustos, Siyasal İslamcıların gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi

Nefret ediyorlar Atatürk adının geçtiği her şeyden; O’nun arkadaşlarıyla düşmana karşı söke söke kazandığı zaferlerden. Utanmadan sıkılmadan, ulusal bayramları yasaklıyorlar; kendi mahallelerindekilerin bile artık inanmadığı türlü bahanelerin arkasına sığınarak. Nitekim, bu yıl da pandemiyi gerekçe gösterip 30 Ağustos’u yasakladılar (Kendi görüşlerine uygun her türlü kutlamayı onbinlerin katılımıyla göstere göstere yaparak). Ne yapsanız anlatamazsınız bunlara 30 Ağustos’un önemini… Büyük Taarruz ya da Başkumandanlık Meydan Muhaberesi’nin Kurtuluş Savaşı sırasında Türk Ordusu’nun Yunan Kuvvetleri’ne karşı başlattığı harekatın ismi olduğunu… Bir milletin yazdığı destanı, sonrasında 9 Eylül’de Türk Ordusunun İzmir’de Yunanı denize dökmesini, savaşın kazanılmasını, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu zafer sonucu kurulmasını… Anlatamazsınız… Yere göğe sığdırımadıkları Osmanoğlulları’nın

Erdoğan ve ekibi, tarikatları kapatmayarak suç işliyor

Aslında 30 Kasım 1925’te kabul edilen ve 13 Aralık 1925’te Resmi Gazete’de yayımlanan “Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına dair kanun” (677 sayılı) hâlâ yürürlükte. Anayasanın 174. maddesi de, bu kanunun da aralarında bulunduğu devrim kanunlarını koruyor; bunların anayasaya aykırılığının ileri sürülemeyeceğini kaydediyor. İşte o kanun: Diğer tarafından özellikle Tayyip Erdoğan ve saz arkadaşları, söz konusu 677 sayılı kanunu uygulamayarak, Türkiye için en büyük tehdit olan tarikatların önünü açarak. ülkeyi karanlığa sürüklüyor. Kanunun uygulanmaması sonucu, Türkiye şu an tam bir tarikatlar cenneti (İlgili haberimiz için TIKLAYIN). Eğer bu yasa tavizsiz uygulansaydı Türkiye’de

Sabetay Sevi’nin mezarı, Atatürk’ün akrabası ve bitmeyen tartışma

Türkiye’de son yılların en hararetli tartışma konularından biri kuşkusuz, Sabetay Sevi (1626-1676) ve onun “dönme” olarak tabir edilen inananları. Sabetay Sevi’nin 1676 yılında Karadağ’ın Ülgün kentinde öldüğü biliniyor. Buna karşın, mezarının nerede olduğu konusunda rivayet muhtelif. Kimi tarihçilerSabetay Sevi’nin mezarının Ülgün’de olduğunu söylüyor kimileri ise öldükten sonra cesedinin Türkiye’ye taşındığını ve büyük olasılıkla İzmir’de defnedildiği görüşünde. Tarihçi yazar Ahmet Almaz, Karadağ’ın Ülgün kentinde Sabetay Sevi’nin mezarının izlerini sürdü ve JÖNTÜRK’ün konuya ilişkin sorularını yanıtladı: –Sayın Almaz, Türkiye’de Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Ülgün’deki türbede Mehmet Dadaş yazılı mezarın Sabetay Sevi’ye ait olmadığını söylüyor. -Yanlışı var. 20. Yüzyılınn başlarında, Selanik’teki Bağış Topluluğu’nun

Tayyip Erdoğan’ın “Osmanlı’da okur yazar oranı yüzde 50’ydi” yalanı ve işte kanıtıyla asıl gerçek

AKP’li cumhurun başkanı Tayyip Erdoğan, Osmanlı’ya (Burası Türkiye Cumhuriyeti) ve de özellikle Arap alfabesine yönelik özlemini bir kez daha gözler önüne serdi. Atatürk’ü anma toplantısında konuşan Erdoğan, Osmanlı döneminde okuma yazma oranının yüzde 50 seviyesinde olduğunu, ancak savaş dönemiyle başlayan sürecin Harf Devrimi ile devam etmesinin okuma yazma oranını düşürdüğünü söyledi. Oysa kaziye-i anha öyle değil. Aşağıdaki tabloda görüldüğü üzre Osmanlı döneminde ne yüzde 50 okuma-yazma oranı var ne de Harf Devrimi’nin o oranı düşürdüğü. Avrupa ülkelerindeki okuma-yazma oranlarının karşılaştırıldığı tabloda en düşük oran Osmanlı ülkesinde. …Ve de Harf Devrimi ile okuma-yazma oranı düşeceğine büyük bir artış gösteriyor ve bu eğilim

Toplumun geneli FETÖ ve Ali Nur Aktaş’la çok yakından ilgili

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Nur Aktaş çıkmış 30 Ağustos hakkında ileri geri konuşmuş. Neymiş de 30 Ağustos toplumun genelini ilgilendiren bir bayram değilmiş. Bu görüşü herhalde bir dönem sıkı fıkı ilişki içinde olduğu FETÖ’cülerden devşirdi; birlikte maklube kaşıklarken. Bu toplumun geneli 30 Ağustos’la da AKP’nin FETÖ’ye verdiği destekle de çok yakından ilgili… Özellikle de Ali Nur Aktaş gibilerle.

O yobaz-savar komutana tahkikat mı başlatıldı?

İstanbul Avcılar’da düzenlenen (İmam Hatip Lisesi organizasyonunda) Çanakkale Zaferi Anma Programı’nda Mustafa Kemal Atatürk’ün adı geçmediği için salonu terk eder Albay Önder İrevül hakkında idari tahkikat başlatıldığı iddia edildi. CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi “18 Mart’ta Avcılar Kız İmam Hatip Lisesinde düzenlenen Çanakkale Zaferini Anma Töreni’ndeki duada Atatürk’ü anmayan öğretmene tepki gösterip töreni terk eden yiğit Albay’ımıza idari tahkikat açılmış. Madalyadır o madalya: Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” dedi. Şehitler adına okunan duada Mustafa Kemal Atatürk’ün adının hiç anılmaması üzerine, Avcılar Askerlik Şubesi Başkanı Albay Önder İrevül, duayı yapan öğretmenin yanına gidip, “Sen Atatürk diye bir adam duydun mu? Neden hiç

Çanakkale’de kaybolan İngiliz alayının esrarı…

Savaşlar, insanoğlunun en acımasız yönünü ortaya çıkarır. Bazen bir hiç uğruna,  hiç tanımadığı insanı öldürmek için vahşice saldırır. Bazen de yerini yurdunu, vatanını namusunu korumak uğruna destanlar yaratır insanoğlu. Bazen de savaşın acımasızlığından geriye destansı ve gizemli öyküler kalır. Tıpkı Çanakkale’de bir sis bulutunun içinde kaybolan İngiliz Alayı gibi. Çanakkale’yi geçemeyen İngilizler, yeni planlar yapar. Komutan Sir İan Hamilton, savaşı kazanmak için Tekketepe ve Kavaktepe’ye gece karanlığında ani bir saldırı yapmaya karar verir. Bu saldırı için 54. Tümen ilerlemeye başlar.  Bu tümenin içinde Norfolk Kraliyet Alayı da bulunuyordu. Tepelerin yamacına kadar ilerleyecek ve gün ışığı ile birlikte saldırıya geçeceklerdi. Fakat

Fesli Naziler’den Fesli Kadir’e “O Kafa”

Recep Tayyip Erdoğan, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada tek parti dönemine atıfta bulunarak “Elinden gelse Türkiye’yi Alman Nazizmine, İtalya faşizmine sürükleyecek bir zihin yapısına sahiptir” dedi. Fakaaat, aslında Alman Nazizmi ve Mussoloni Faşizmi ile işbirliği, fikirdaş olduğu Kudüs Müftüsü Hacı Emin el Hüseyni tarafından bizzat gerçekleştirilmişti. II. Dünya Savaşı’nda Almanya tarafından Bosna Hersek’teki bazı din adamlarının çağrısı üzerine 13. Bölük, nam-ı diğer SS Hançer (Handzar),  Wehrmacht’ın 369. alayının bir parçası olarak kurulmuştu. Müslümanlarda Wehrmacht’ın parçası olarak kurulan 13. Bölük’e katılma konusunda hâlâ gönülsüzlük vardı. Naziler ve işbirlikçisi Siyasal İslamcılar, bu gönülsüzlüğü aşmak için Yahudi kartını oynadı. Filistin’de ciddi

İlk anıt heykel Osman Gazi için dikilmişti

Türkiye’de dikilen ilk anıt heykel, Sivas’ta 10 metre yükseklikte bir sütun üzerindeki Osman Gazi büstüdür. Sultan V. Mehmet zamanında dönemin Sıvas Valisi Muammer Bey tarafından diktirilen heykelin açılış törenini Müftü yapmıştı. O zamanlar bu törende bulunanlara yobazlar “Taş Dikenler” diye dil uzatmıştı. Büst ve heykel 1937 yılında kaldırılmıştı. Büst halen Sıvas Müzesi’nde sergileniyor. Aslında ilk padişah heykeli, Sultan Abdülaziz’in isteği üzerine 1872 yılında İngiliz heykeltraş Charles Fuller tarafından bronzdan yapılmıştı. Abdülaziz’i at üstünde gösteren heykel, halen Beylerbeyi Sarayı’nda bulunuyor.