Tarih

Goebbels’in, Propaganda Bakanlığı ve “Büyük Yalan” teknikleri

Asıl adı Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı (Almanca: Reichsministerium für Volksaufklärung und Propaganda). 1933 yılında kuruldu ve kapandığı 1945 yılına kadar başında Hitler’in en önemli kurmaylarından Joseph Goebbels vardı. Goebbels, coşkulu ve enerjik hitabet yeteneğine sahipti ve “Büyük Yalan” olarak bilinen propaganda tekniğini kullanmada ustaydı. İşte Goebbels’in “Büyük Yalan” tekniğine ilişkin görüşlerinden bazıları: Yalan söyleyin mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa yalana devam edin. Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar. Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur. Söylediğiniz yalan ne kadar büyük

Abdülhamit’in torunu Orhan Osmanoğlu’ndan Fetih cehaleti

Recep Tayyip Erdoğan ve saz arkadaşlarının da destekleriyle “Hanedanı’nın devamı bizleriz” diye Türkiye’de “Osmanlı rüzgarı” estirmeye çalışanlardan biri de II. Abdülhamit’in torunu Orhan Osmanoğlu… Osmanoğlu, İstanbul’un fethinin 567’inci yılı münasebetiyle attığı Tweet ile “bu kadar da cahillik olmaz” dedirtti. İşte o tweet: Bir kere Orhan Osmanoğlu’nun yazdığının aksine Doğu Roma Katolik değil Ortodokstu. Tweette belirtilen sözleri başpiskopos değil Grandük Notaras sarfetmişti. Ayrıca, kardinal serpuşu olmaz, olsa olsa Latin külahı olur. Bunlara inanıp da peşlerinden gidenlere olsa olsa “cahilliğin hamalları” denir. Mustafa Kemal Atatürk ne etmişse ne güzel eylemiş bunlarla ilgili.

III. Ahmet’in düzmece seferi

Osmanlı padişahlarından III. Ahmed (1703-1730 tarihleri arasında hüküm sürmüş 23. Osmanlı Padişahı ve 102. Halifedir), halkı kandırmak için düzmece sefer düzenledi, ancak… Evet bu “katakulli” de kendi sonunun başlangıcını hazırladı. Gelelim şu düzmece sefere… III. Ahmed, lale Devri padişahıdır. Sadabad Kasrı’ndaki görkemli eğlenceleri çok severdi. İstanbul’a yaşamasını ve eğlenmesini öğreten padişah olarak bilinir. Padişah, bu vur patlasın çal oynasın hayatı sürdürürken Rus Çarı Deli Petro, Tebriz’i ele geçirmişti. Bundan yüreklenen İranlılar da Osmanlı hudutlarına saldırılar düzenliyordu. III: Ahmet, yeni savaşlara girmenin astarı yüzünden pahalıya mal olacağına inanıyordu. Savaşa gitmek fikrinden de halk ayaklanır korkusuyla vazgeçmiş gibi görünmek de işine gelmiyordu.

İlber Ortaylı’dan Galat-ı Meşhur düzeltmeleri (Osmanlıcılar üzülecek)

Tarihçi İlber Ortaylı yeni Osmanlıcıları üzecek. Ortaylı’ya göre popüler Türk tarihi menkıbe (efsane, destan) ve yalanlarla dolu. Ortaylı, Osmanlı tarihinde bilinenin aksine Ulubatlı Hasan diye birinin olmadığını, Hazerfan Ahmet Çelebi’nin de uçmadığını söylüyor.  JÖNTÜRK’ün yaptığı açıklamalardan ve verdiği söyleşilerden yaptığı derlemelere göre, Ortaylı’nın Türk halkının yanlış bilgilendirdiği bazı olaylara ilişkin görüşleri şöyle: Katerina – Baltacı Mehmet olayı: “Katerina’nın Baltacı Mehmet’in otağına gelip mücevherlerle kendini sunduğu söylenmektedir. Bu genelin hoşuna giden bir efsane. Oysa kayıtlarda böyle bir şey yok. Bir takım hocalar çocuklara bu tür rezaletleri anlatıyor. Böyle tarihçilik olmaz.” Hezarfen Çelebi uçtu mu?: “Hezarfen’in Galata’dan uçuşu Evliya Çelebi’ye dayanan bir

Padişah”Deli İbrahim”in cariyelerle aygır oyunu

“Deli” olarak bilinen Osmanlı Padişahı İbrahim’in (1640-1648 yılları arasında hüküm sürdü), en büyük zevki “aygır oyunu” oynamakmış. Deli İbrahim, ayrıca kendi vücuduna bakarak da tahrik oluyormuş. İbrahim, akli yönden olduğu kadar cinsel yönden de uçlarda yaşayan biriydi. Birçok kaynakta Padişah Deli İbrahim’in, cinsellikte monotonluğu aşmak için hareminde çeşitli oyunlar oynadığı belirtiliyor. Bu oyunlar arasında en çok sevdiğinin de “aygır oyunu” olduğu söyleniyor. Buna göre Deli İbrahim ve cariyeler tamamen anadan üryan olarak, dört ayak üzerinde yayılan bir at sürüsünü canlandırıyorlardı. Aygır atların kısrak atları kovalaması gibi, aygır rolündeki İbrahim kısrak cariyelere saldırır, onlarla çiftleşmeye çalışırdı. Bir yabancı yazar da, Sultan

Osmanlı’da O Kafa: Fuhuş yapar diye maymunlara idam

Bir dönem İstanbul’de Tersane Kapısı önündeki dükkânlarda gemilerde korsan gözcülüğü yapsınlar diye maymun yetiştirilirdi. III. Murat (Saltanatı: 1574-1595) zamanında bir vaiz Abdülkerim Efendi, “Maymun dul kadınların fuhşuna alet olur” diye topladığı binlerce kişi ile söz konusu dükkanları bastı ve maymunları idam ettirdi. Kaynak: Reşat Ekrem Koçu

İlk anıt heykel Osman Gazi için dikilmişti

Türkiye’de dikilen ilk anıt heykel, Sivas’ta 10 metre yükseklikte bir sütun üzerindeki Osman Gazi büstüdür. Sultan V. Mehmet zamanında dönemin Sıvas Valisi Muammer Bey tarafından diktirilen heykelin açılış törenini Müftü yapmıştı. O zamanlar bu törende bulunanlara yobazlar “Taş Dikenler” diye dil uzatmıştı. Büst ve heykel 1937 yılında kaldırılmıştı. Büst halen Sıvas Müzesi’nde sergileniyor. Aslında ilk padişah heykeli, Sultan Abdülaziz’in isteği üzerine 1872 yılında İngiliz heykeltraş Charles Fuller tarafından bronzdan yapılmıştı. Abdülaziz’i at üstünde gösteren heykel, halen Beylerbeyi Sarayı’nda bulunuyor.  

I. Ahmet, boğdurduğu sadrazamını korkudan bıçakladı

Sultan I. Ahmed Han, 14. Osmanlı padişahı, 93. İslâm halifesidir. 13 yaşında tahta çıkan I. Ahmet, sünnet dahi olmadan tahta çıkmıştı. Sultan I. Ahmed, Sadrazam Derviş Paşa’yı huzurunda boğdurtarak idam ettirmişti. Sadrazam, huzurda bir minir gerilmesi ile bacağını oynatınca, Sultan I. Ahmet dehşet içinde kalıp hançerini çekmiş ve yerde yatan padişahın gırtlağına saplamıştı.  

II. Abdülhamit’in futbol yasağını “Bobby” olup deldi

II. Abdülhamit dönemi… Amiral Hüseyin Hüsnü Paşa’nın Denizcilik Okulu öğrencisi oğlu Fuat Hüsnü 1899 yılında Kadıköy takımında “Bobby” adıyla futbol oynuyordu. Neden adı “Bobby?” Çünkü o dönemde Türklerin futbol oynaması yasak. Fuat Hüsnü kısa süre sonra Hariciye Nezareti’ndeki arkadaı Reşat Danyal’la birlikte “Black Stockings FC” (Kara Çoraplılar Futbol Kulübü) adlı ilk Türk futbol takımını kurdu. Abdülhamit’in hafiyelerinden paçayı kurtarmak için takımlarına İngilizce ad seçmişlerdi. Tamamı Türklerden oluşan takım ilk maçını ünlü papazın Çayır’nda Rum takımına karşı oynadı. Kara Çoraplılar, Rumlara 4-1 yenildi (Türk takımının tek golü Fuat Hüsnü’den geldi). Maç biter bitmez Kadıköy ve çevresini inim inim inleten Hafiye Şamil

IV. Murad’ı dolandıran Dürzi simyacı

IV. Murad (17. Osmanlı padişahı, 96. İslam halifesi – 1623-1640 yılları arasında hüküm sürdü. Bağdat Fatihi olarak bilinir) zamanında Suriye’nin ferman dinlemez Dürzi emirlerinden Fahreddin yakalanıp idam edilir. Fahreddin’in yetişkin bir kızı erkek kıyafetinde Diyarbakır’a kaçar ve orada namlı bir şeyhe sığınır. Kimse, kız olduğunu farkedemez. Bakırı altın ve gümüş yaptığını söyleyen bu sahte delikanlı sığındığı şeyhi de bir takim simya oyunları ile kandırır. Padişah IV. Murad, Bağdat seferine giderken Diyarbakır’a uğrar. Şeyh efendi tarafından hükümdara takdim edilen sahte delikanlı, padişahı da kandırır ve altın yapmak için malzeme bedeli olarak 1000 altını cep eder. IV. Murad, Diyarbakır’dan ayrıldıktan sonra da