Altın

İttihatçıların kayıp altınları Türkiye’de kimin elinde?

Birinci Dünya Savaşı sona ermiş, Osmanlı İmparatorluğu parçalanma sürecine girmiştir. Bu dönemde Hahambaşı Hayim Nahum, seyahatleri ve temasları ile dikkat çekmeye başlar. O dönemi anlatan Esther Benbassa, “Son Osmanlı Hahambaşısının Mektupları-Alyans’tan Lozan’a” adlı kitabında ilginç gerçeklere parmak basıyor. Kitapta pek üstünde durulmasa da dağılma sürecine Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde olan İttihat ve Terakki Partisi’nin kaybolan altınlarının izi sürülüyor. Benbassa’ya göre altınlar İsviçre’ye kaçırılmış, Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Türkiye’ye geri getirilmiştir. Benbassa kitabında olayı şöyle anlatıyor: Nahum, üstlendiği bu görev sırasında, çok miktarda altın parayla birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin çok önemli belgelerini kendini Köstence’ye götüren yatla dışarıya çıkarmış olmakla suçlanacaktır. Sözü edilen altınlar,

Venezuela’nın Reza Zarrab’ının Erdoğan ailesine kadar uzanan ilişkileri

Adı, Alex Nain Saab Moran; hem Kolombiya hem Venezuela hem de Antigua ve Barbuda pasaportları taşıyor ve de Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun “para aklama makinası” olarak biliniyor. Yaptığı, bir dönem Reza Zarrab’ın Türkiye’de yaptığıyla (altın karşılığı petrol) büyük benzerlik taşıyor. Alex Saab, Maduro’nun himayesinde Venezuela’ya altın karşılığında Türkiye ve Meksika’dan gıda sağlıyor ve aradan aldığı komisyonlarla servetine servet katıyor. İşte Venezuela’nın Reza Zarrab’ı, geçtiğimiz günlerde Afrika’daki ada ülkesi Cabo Verde’de (Yeşil Burun Adaları) yakalanıp gözaltına alındı. Alex Saab’ın gözaltına alınmasında ABD’nin nefes kesen takibinin payı büyük. İki ülke arasında suçluların geri iadesi anlaşması olmamasına rağmen, Cabo Verde yetkilileri, Alex

ABD-PKK’nın şimdi de IŞİD’in altınları ortaklığı

Suriye’de terör örgütü IŞİD, artık bir iki köy dışında etkinliğini kaydetti. Şimdilerde herkes (özellikle de terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD-YPG) IŞİD’in 40 tona vardığı söylenen altınlarının ve de bir dönem hüküm sürdüğü yerlerde el koyduğu ya da petrol ticaretinden elde ettiği paraların peşinde. PYD-YPG-PKK’nın, esir aldığı IŞİD’lileri altınların ve paraların yerlerini öğrenmek için ağır işkencelerden geçirdiği haber veriliyor. ABD’nin çekilme kararının uygulanmasını zamana yaymasında PYD-YPG’nin altın avının hedefine ulaşmasına yönelik zaman kazanılması isteği de kuşkusuz etkili. Burada yanıt bekleyen soru şu: IŞİD’in kanlı parasından asıl payı PYD-YPG-PKK mı alacak yoksa teröristlere belli bir komisyon ödeyip malı ABD mi götürecek.

İşte Maduro’nun 900 milyon Dolarlık altın gönderdiği o Türk firması

Firmanın adı, Sardes Kıymetli Madenler Anonim Şirketi. Sermayesi, 5 milyon TL… Yönetim Kurulu’nda Serdar Saraç (?), Fikri Çağlar ve Yakup Şahin görev yapıyor. İstanbul Yenibosna Kuyumcukent adresli firma, 2017 yılının son aylarında Venezuela Merkez Bankası ile altın ticareti yapmak üzere bir anlaşma imzalıyor (Tabii ki Erdoğan ve saz arkadaşlarının desteğiyle). Bu anlaşma ile önce Borsa İstanbul’a kayıt oluyor ve ardından 2018 Ocak ayından başlayarak Venezuela’nın 900 milyon Dolarlık (24 Ton) altınını Türkiye’ye getiriyor. Uluslararası ticaret uzmanlarına göre 5 milyon sermayeli bir şirketin bu denli kapsamlı bir transfer yapıp altınları getirmesi, bir yerlerden destek alınmadıkça hemen hemen imkansız… Peki bu altınlar

Türkiye’nin İngiltere’deki altınları rehin olarak mı tutuluyor?

Herkes İngiltere Merkez Bankası’nın Venezuela’nın altınlarını geri vermemesini konuşuyor. Peki ya Türkiye’nin toplam rezervinin yüzde 76’sına denk gelen ve İngiltere Merkez Bankası’nda tutulan altınları? Türkiye’nin toplam 490 ton altın rezervi bulunuyor. Bunun yüzde 6’sı halen (Güya 2017 yılında tamamı çekilmişti) ABD Merkez Bankası’nda, yüzde 76’sı İngiltere Merkez Bankası’nda kalanı da Borsa İstanbul ve Türkiye Merkez Bankası kasalarında. JÖNTÜRK’ün görüşlerine başvurduğu ekonomistler, Türkiye’nin İngiltere’de bulunan altınları geri almasının çok zor olduğunu söylediler. Bunda da, Türkiye’nin dış borçlarını ödeme riskinin yüksek olması (Dış borç 500 milyar dolar civarında) ve de İran’a uygulanan ambargoda “zayıf halka” olarak görülmesi etken olarak gösteriliyor. Yani açıkça

Doğu Türkistan’ın altınları, ABD-Çin çekişmesi ve FETÖ

Doğu Türkistan’da (Çin bölgenin su adla zikredilmesine karşı) ardı ardına altın yatakları bulunuyor. Tabii bu durum, Çin’in olduğu kadar ABD’nin de ağzını sulandırıyor. Bu nedenle bölgenin kontrolü çok önemli ve bu konuda da tam bir istihbarat savaşı yaşanıyor. ABD, Çin’in altın üzerindeki tam kontrolünü, destabilize etmek için FETÖ’den ve terörist listesine aldığı Türkistan İslam Partisi’nden (TİP) bile yararlanmaya çalışıyor. ABD’nin bölgedeki en önemli lojistik üssü Kırgızistan’daki FETÖ okulları. CIA ajanlarının, FETÖ okullarında cirit attığı herkesin malumu. FETÖ, Kırgızistan’da çok güçlü Gelelim TİP’e… TİP, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin (Doğu Türkistan’ın) Çin’den bağımsızlığı için savaşan radikal bir grup. TİP’in Afganistan’da El Kaide

Kaddafi’nin altınları Türkiye’ye kaçırılmış!

Libya’nın 2011 yılında devrilerek öldürülen diktatörü Muammer Kaddafi’nin 200 milyar dolarlık servetinin akıbetiyle ilgili tartışmalar son günlerde enikonu yoğunluk kazandı. ABD başta olmak üzere birçok ülke, kayıp servetin peşinde. Kaddafi’nin servetinin nakit, altın ve mücevher olarak 200 milyar dolar civarında olduğu biliniyor. Bu servetin bugüne kadar ABD ve Avrupa’da çeşitli bankalarda bulunan 70 milyar Dolarlık bölümü ortaya çıkarıldı. Peki ya henüz ortaya çıkmayan kalan 130 milyar Dolarlık altın, mücevher ve nakit parayla ne oldu? Edindiğimiz bilgilere göre, Kaddafi’nin özellikle altınlarının (ki 144 ton civarında) bir bölümü Türkiye’ye getirildi ve getirenlerce paylaşıldı. JÖNTÜRK’e bu konuda bilgi veren ABD yönetim çevrelerinden bir

Haliç’te 50 ton Bizans altını mı bulundu?

İstanbul, Haliç’te 4 definecinin 50 ton altın bulduğuna ilişkin haberle çalkalanıyor. Evet, Hasköy’de bir binada kaçak kazı yapan ve 50 ton altın bulup, bunların bir kısmını eriterek sattıkları iddia edilen 4 kişi gözaltına alındı. Polis, bahse konu altınların peşine düştü. Hasköy’deki bir atölyenin zeminini kazıp bir sarnıç ve de kemerli bir yapıyı da ortaya çıkaran defineciler, mahalle sakinlerinden birinin ihbarı ile yakalandı. Henüz izine rastlanmayan altınların piyasa değerinin 4,5 milyar lirayı bulduğu belirtiliyor. Olay, Bizans’ın kayıp hazinesinin Haliç’te olduğu yolundaki şehir efsanesinin yeniden gündeme gelmesine de vesile oldu. Evet, İstanbul Beyoğlu’ndaki Haliç Polis Merkezi’ni 31 Ekim 2013 tarihinde arayan bir