Dolarda yükselişin nedeni “dıj güçler” mi yoksa yerli şark kurnazlığı mı?

Dolar, 7.36’yı bile gördü görmesine de AKP’li cumhurun başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a göre bu tür dalgalanmalar her zaman olacak cinsten (Damat’tan ses yok).

Peki tüm dünyada değer kaybeden dolar, Türkiye’de niçin Türk lirası karşısında değer kazanıyor?

Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Refet Gürkaynak bakın bu konuyla ilgili neler söylüyor:

Liranın değer kaybetmesinin sebebi para politikamızın enflasyona yol açması. Türkiye’de lira ucuzluyor, biz buna doların pahalılanması diyoruz. Para politikamız, faizi enflasyonun altında tutuyor. Dolayısıyla TL ile yaptığınız yatırımların getirisi enflasyon altında eziliyor. Bunun olduğu bir ortamda döviz kurunu tutabilmek söz konusu değil.

Durumun Londra, New York’un yaptığı birşey ile ilgisi yok çünkü Türkiye’de yabancı yatırımcı kalmadı. Şu anda olan, Türkiye’deki yerleşik insanların kendileri için doğru olduğunu düşündüklerinin sonucu. Türkiye’deki mevduatın yarıdan fazlası döviz cinsine döndü. Bu kendileri bakımından yanlış birşey değil. Şu anda gördüğümüz gibi döviz tutuyor olmak enflasyona karşı koruyor, çünkü enflasyonla beraber kur yükseliyor.

Peki neden şu anda oluyor? Bunun “acıklı” bir cevabı var çünkü aslında bu çok iyi anlaşılmış bir mekanizma ve artık olması gerekmiyor. Siz eğer bu şekilde enflasyona yol açacak para politikası izliyorsanız, yani Merkez Bankamızın yaptığı gibi ortalığa para saçıyorsanız ve hükümetimizin yaptığı gibi bankalara kredi verdirterek ortalıktaki Türk Lirası miktarını arttırıyorsanız, paranız diğer paralar karşısında değer kaybeder.

Fakat çeşitli nedenlerle bu istenmiyor. Merkez Bankası bir eliyle lira çıkartıyor ortaya. O lirayı alanlar da bir noktada “Bu paranın değeri kuş olacak, en azından değerini koruyacak döviz alayım” diyorsa, kendin zaten dövize talep yaratıyorsun. O talep döviz fiyatını yükseltmesin diye “ben satacağım” dediğiniz zaman, rezervlerinizi satmaya başlıyorsunuz.

O kadar büyük bir rezerv zaten yok, ama bu hızla satıldığı zaman bu rezervler, Merkez Bankası bir takım “yaratıcı işler” yapmaya başlıyor. “Bankalardan borç alayım, borç gibi gözükmesin, aldığım taraf bilançomda gözüksün, geri ödemem gereken kısmı bilanço dışında kalsın” gibi illegal olmayan ama anlayanın, “sen bunu yapıyorsun” dediği, ama bilançoya rezerve bakmaya alışıksanız eğer, o rezervleri biraz güzel gösteren işleri epey bir zamandır yapıyor.

Bunlar devam edemeyecek şeyler. Bunun sonunun olmak zorunda olduğunu görüyorsunuz. Merkez Bankası ve kamu bankaları vazgeçtiler müdahale etmekten.

Yani, öyle “dıj güçler” hamaseti pek doğru değil.

İyi hoş da, doların bu denli yükselmesi Türkiye ekonomisine nasıl etki ediyor?

İşte Refet Gürkaynak hocanın bu soruya yanıtı:

Kurun yukarı zıplamasının enflasyonu arttırıcı etkisi var çünkü ithal olarak aldığımız her şeyin fiyatı mekanik olarak artıyor. Bunun içinde çok önemli olanı enerji fiyatları çünkü biz enerjisinin hemen hepsini ithal eden bir ülkeyiz. Petrolü, doğalgazı ithal eden bir ülkeyiz. Bunlar üretimin her tarafına girdi olarak kullanılıyor. Enerji ve ulaşım fiyatlarının artması Türkiye’de enflasyonu genel olarak yükseltiyor. Dolayısıyla kurun yükselmesinin bir etkisi enflasyonun yükselmesi.

Bir diğer etkisi, Türkiye’de 2018 yılında kötü iktisat politikasının sonucu olan döviz cinsinden borçlu ama Lira cinsinden gelir elde eden bir alay şirket için geçerli. Şirketler geçtiğimiz iki yılda borçlarının bir kısmını kapattılar. Bunu toplam istatistiklerde görebiliyoruz. Ama hala büyük ölçüde döviz açısından borçlu durumdalar. Dolayısıyla döviz borcunuz varsa ve TL elde ediyorsanız, ödemeniz gereken dövizin Lira karşılığı birdenbire zıpladı gitti. Bu şirketlere büyük zararı var. Bu şirketlerin bir kısmı batıktı, bir kısmı batmamak için debeleniyordu. Onlar sıkı bir darbe yemiş oldular şu anda. Dolayısıyla Türkiye’nin üretici sektörlerine de zarar verecektir.

Bir tane iyi tarafı var; dış ticaret açığını kapatıyor olması. Lira ucuzladığı için yurtdışından Türkiye’ye talebi arttırıcı bir yönü var. Çok fazla değil maalesef. Şunu hemen göreceğiz, dış ticaret açığını hızlı kapatıyor Türkiye’de liranın değer kaybetmesi. Ama bu ihracatımız arttığı için değil, ithalatımız azaldığı için. Yurtdışından aldığımız şeyler bize pahalı geldiği için hemen almamaya başlıyoruz. Bunun bir tarafı “İthal bira içmesinler” falan; bu olabilir. Fakat bir tarafı da ithal girdileri almadığımız için yurtiçinde üretim yapamaz olmak, işsizliğin artması vs.

Bunlar yıkıcı şeyler elbette. Yurtdışına ihracatımız bu hızla artmıyor. Çünkü artık şunu biliyoruz, bizim ihracatımızın hassas olduğu şey döviz kurundan ziyade ihracat yaptığımız piyasaların bu büyük ölçüde Batı Avrupa demek, onların büyüme hızı. Oralarda işler iyi gittiği zaman hemen her döviz kuruyla ihracatımız artırıyor. Kötü gittiği zaman, TL istediği kadar değer kaybetsin, ihracat yapamıyoruz. Şu anda haliyle orda da işlerin gitmediği zaman.

Turizme etkisi var ama şu anda Türkiye’ye gelecek olan turistin birinci derdi “Euro 8’den mi 8,5’tan mı”dan ziyade, “uçağa binilir mi COVID ne olur” olduğu için o etkiler baskılanmış durumda.

Son olarak, bu Türkiye’de özellikle önemli ve iktisat politikasına çok fazla yön veriyor. Türkiye’de insanlar genel olarak “benim işim kötü gidiyor ama ülkede işler iyi gidiyor mu” sorusuna baktıkları temel gösterge döviz kuru.

Doların yükselmeye başladığını gördüğünüz zaman “Gene oldu” demeye başlıyorsunuz.

Bu kuvvetli bir etki, hem iktisadi sonucu var. İnsanları kriz algısına ittiği için tüketimlerini kısmaya, işler kötü gitti davranışına itiyor. Hem de siyasi sonucu var çünkü bu memlekette iktisadi kriz oluyor, olduğu zaman da her zaman siyasi sonuçları da oluyor. Siyasetçiler de bunu biliyorlar. Kurun baskılanmaya çalışmasının önemli bir nedeni insanlara işlerin ne kadar kötü gitmekte olduğunu göstermemek. Bu yapılamaz hale geldi.

Kaynak: BBC

İlginizi Çekebilir